16 04 2012

YATAĞA ATILAN GAZETECİLER

YATAĞA ATILAN GAZETECİLER   Irak'a karşı çok önceden tasarlanmış saldırının arifesinde, ABD Başkanı George W. Bush haince bir yalan uydurdu, "Saddam'ın elinde kitlesel imha silahları var!' korkusunu dünya halklarının yüreklerine soktu. ABD yönetiminin akıl almaz baskılarına karşın, Birleşmiş Milletlerin Irak'a gönderdiği silah başdenetçileri işlerini kaybetme pahasına dürüst davrandılar, 'Irakta kitlesel imha silahı yok!' diye raporlar yazdılar. Yalanının tutmadığını gören George W. Bush hemen kıvırttı, 'Irak'ta rejim değişikliği' dünya barışı için gereklidir palavrasını uydurdu ve ABD ordusuna saldırı emrini verdi.   Yanına İngilizleri, Polonyalıları, Avustralyalıları ve Peşmergeleri de alarak 265 bin kişilik askeri güce erişen ABD ordusu, Mart 2003'te Irak'a girdi, 20 Mart'ta Bağdat düştü.   Yönetiminde Siyonistlerin egemen olduğu PENTAGON, yani ABD Genelkurmayı, Irak'a saldırırken 775 gazeteciyi de beraberinde götürdü. Ancak bu gazeteci, yazar, çizer, fotoğrafçı ve editöre yola çıkmadan önce bir kontrat imzalattı: "Pentagon'un görmediği, onaylamadığı hiçbir haber ya da fotoğrafı hiçbir yere göndermeyeceğime, yayınlamayacağıma ve Pentagon'dan izin almadan hiçbir haber yapmayacağıma söz veririm." Pentagon'la anlaşan bu 775 gazeteciye 'Embedded' gazeteciler adı verildi. 'Embedded' İngilizce bir sözcük, anlamı, bir şeyin içine girip yerleşmiş. 775 gazeteci, Pentagon'un içine girmiş, bu kurumla bütünleşmiş, özdeşleşmişti.   Bir avuç dürüst yazar bu ahl&a... Devamı

16 04 2012

Geleneksel ~Şiir Rüzgârı~~ NİSAN 2012 Yarışma Kuralları ( 64. AY

    Geleneksel ~Şiir Rüzgârı~~ NİSAN 2012 Yarışma Kuralları ( 64. AY )   DÜZENLEYEN:   www.siirrüzgari.com  (Aşkın Ummanı/Ahmet EROĞLU)  DEĞERLENDİRME YAPANCAK SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ  SERBEST ŞİİR  • Asım YAPICI • İlkay COŞKUN • Nuray ALPER • Ramazan TOPOĞLU   • Turhan TOY HECE ŞİİR  • Fesih AKTAŞ • Hikmet ELİTAŞ • Mehmet Nuri PARMAKSIZ • Nurullah ÇETİN • Şükran AY 1- Yarışma Ayda bir düzenlenecektir.  2- Daha önce herhangi bir internet sitesinde yayımlanmamış, YENİ ŞİİR olacaktır. Yarışmacı; yarışmaya katıldığı şiiri, yarışma bitimine kadar hiçbir yerde yayımlayamayacaktır, yayımladığı takdirde şiiri yarışmadan çıkartılacaktır.  3- 'Hece' ve 'Serbest' olmak üzere, iki dalda yapılacak ve konu serbest olacaktır. Yarışmaya aynı dalda iki şiir katılamayacaktır. 4- Yarışmaya, Seçici Kuruldakiler ve yarışma koordinatörü ( Ahmet EROĞLU ) katılamayacaklardır. 5-  Yarışmanın standart başlığı '~~Şiir Rüzgârı~~'dır ve aday şiirler, " http://siirruzgari.com/yarisma/katil.html ve siirruzgari.yarismasi@hotmail.com " adreslerine özelden gönderilecektir.  Katılımcılar yarışmaya şiirini gönderirken " Şiir Rüzgârı Yarışmasına " Serbest ya da Hece diye belirtmek durumundadır. " Şiir Rüzg&a... Devamı

26 03 2012

TÜRK DİLİ VE KOMPOZİSYON DERSİ KİTAP ÖZET FORMU

    KİTABIN ADI BİR TEREDDÜTÜN ROMANI KİTABIN YAZARI PEYAMİ SAFA YAYIN EVİ ŞEFİK MATBAASI – İSTANBUL BASIMYILI 1987                    1)     KİTABIN KONUSU:                     Bir yazarın iki kadın arasında evlenmek için yaşadığı tereddütü anlatıyor.   2)     KİTABIN ÖZETİ:                    Kitap Mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar. Kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır. Yazar Mualla’yı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder. Mualla da düşünmek için süre ister.                    Yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan Vildan ile karşılaşır. Vildan da yazara evlenme teklif eder. Ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler. Fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir. Vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder. Bir kaç ay geçtikten sonra yazar tekrar Vildan ile karşılaşır. Kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir. Ama bu yeni karşılaşma Vildan’daki değişikliği yazara fark ettirir. Vildan’ın, evine çağırma teklifini kabul eder. Evine gittiğinde Vildan’dan bazı itiraflar duyar. Vildan’ın asıl isminin Vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de... Devamı

26 03 2012

1000 Temel Eser/ Kitap Özet Ve İncelemeleri

  1 KÜÇÜK AĞA 2 ROBİN COOK 3 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI 4 SİMYACI 5 BİZ İNSANLAR 6 ÇATIDAKİ RÜZGAR 7 ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER 8 HUZUR 10 ÇÖLDE BİR İSTANBUL KIZI 11 VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR 12 KÜÇÜK AĞA 13 ATEŞTEN GÖMLEK 14 AŞK-I MEMNU 15 AKŞAM GÜNEŞİ 16 ÇATIDAKİ NEFES 17 EKSİK PARÇALAR 18 KAŞAĞI 19 THE SUCCESSFUL LIEUTENANT 20 SEMERKANT 21 BİR KADIN DÜŞMANI 22 BUGÜNÜN SARAYLISI 23 ANKARA 24 TOPRAK UYANIRSA 25 ACIMAK 26 MAİ VE SİYAH 27 VAHŞİ BİR KIZ SEVDİM 28 YAPRAK DÖKÜMÜ 29 ADI AYLİN 30 TOPRAK UYANIRSA 32 YILANLARIN ÖCÜ 33 VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR 34 ÜMİT DÜNYASI 35 BOMBA 36 ÇALIKUŞU 37 KİRALIK KONAK 38 YALNIZIZ 39 YABAN 41 KAN VE ONUR 42 ŞİŞHANEYE YAĞMUR YAĞIYORDU 43 FARELER VE İNSANLAR 44 CEZMİ 45 BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ 46 OLIVER TWIST 47 TAİF'TE ÖLÜM 48 ANKARA 49 KURTULUŞ SAVAŞÇILARI 50 YÜKSEK ÖKÇELER 51 GAZİ VE FİKRİYE 52 GERİLEME HİPOTEZLERİNİ ONAYLAMA TESTLERİ 53 CEZMİ 54 EYLÜL 56 SİLAHLARA VEDA 57 SODOM VE GOMORE 58 İKİ GÜZEL GÜNAHKAR 60 HEPSİNDEN ACI 62 ANAHTAR 63 KAYIP ARANIYOR 64 BEYAZ KALE 65 ALDATACAĞIM 67 DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU 68 KORKUNÇ YILLAR 69 İHTİYAR DOST 72 AŞK-I MEMNU 73 MUTLU ÖLÜM 74 SİMYACI 75 İNCE MEMED 76 BİZ İNSANLAR 77 ANAMIN KİTABI 78 HUZUR 79 BENÖVŞELER ÜSTTE GÖZ YAŞLARI 81YEZİDİN KIZI 82 ANAHTAR 83 DAĞLARI BEKLEYEN KIZ 85 ÖLÜM DİYETİ 86 ANKARA EKSPRESİ 88 DAĞA ÇIKAN KURT 89 SODOM VE GOMORE 90 MARTI 92 DAMGA 94 ADI AYLİN 95 KİRALIK KONAK 96 BEYAZ GEMİ 99 KORKUNÇ YILLAR 100 FATİH-HARBİYE 101 MİKİNLER TEKKESİ 102 GÜNEŞ ÜLKESİ 103 YÜZÜKLERİN EFENDİSİ 1... Devamı

26 03 2012

Filiz Barın Akman “Osmanlı Kadını: Batılı Seyyahların Gözüyle”

  Osmanlı kadınının önlenemez yükselişi Filiz Barın Akman’ın kaleme aldığı “Osmanlı Kadını: Batılı Seyyahların Gözüyle” kitabı, Osmanlı Harem hayatını konu alıyor.  Türk devlet yönetimleri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 17. yüzyıl sonlarından itibaren yüzünü batıya çevirmiş ve hatta bunu Cumhuriyet döneminden itibaren bir devlet politikası haline getirmiştir. Ancak son yıllarda toplumumuz Osmanlı değerlerine daha fazla önem veriyor ve birçok konuda geçmiş dönemlerimizdeki değer yargılarımıza daha fazla sahip çıkıyor. Bu gelişmede şüphesiz hala Hıristiyan inançların yarattığı Haçlı ruhundan kurtulamayan Batı"nın her fırsatta İslam dünyasına karşı uyguladığı çifte standardın artık herkes tarafından görülmesinin etkisi büyük... Doğulu kadınlar ve Osmanlı harem hayatı üzerine akademik çalışmalar yaan Filiz Barın Akman, "Osmanlı Kadını" isimli kitabında, tamamı Batılı kadın seyyahların yazmış olduğu eserlerden derlediği alıntılarla okuyucuya Osmanlı haremiyle ilgili bilgiler veriyor. Çalışmanın ilk kısmı, Doğu-Batı ilişkilerinin tarihsel gelişiminde çok önemli bir yer tutan Haçlı Seferleri sırasında yazılmış alıntılardan oluşuyor.  Kitapta Doğu kültürünün yaratmış olduğu bilimsel yeniliklerden faydalanan Batı"nın Rönesans altyapısına destek olan birçok konu da örneklerle yer almış. Bunlar arasında Arap sayı sisteminin Batı bilim dünyası tarafından kopyalanması da var. O tarihe kadar "sıfır" rakamını bilmeyen Batı dünyasının bu sayı sistemini öğrenmeden 0 ve 1 rakamına dayalı dijital devrimi gerçekleştirmesi elbette mümkün olmazdı!... Devamı

20 03 2012

Atilla Dorsay, Altın Kitaplar "Hepsi Senin İçin", hikâyeler

Yeşilçam"ı gözümüzde büyütüyoruz Bugüne kadar kırkın üzerinde kitap yazan Atilla Dorsay, Altın Kitaplar’dan yeni çıkacak kitabı "Hepsi Senin İçin" ile hikâyelerini günışığına çıkarıyor. Canan Hatiboğlu Öyküleriniz neden bu kadar çok sonra geldi? Herkesin sırları, gizli çabaları vardır. Çok matah şeyler olmasa da daha ortaokuldayken hikâyeler yazıyordum. Sonra araya başka şeyler girince bütün bu tasarılar kadük oldu. Bir roman yazmak istiyordum, hala istiyorum, hikâyelerime devam edemedim. Sinema beni alıp yuttu adeta. Merakıyla, tarihiyle; filmleri izlemesiyle, irdemesiyle, üzerinde okumasıyla yazmasıyla, hayatımın ortasına koca bir blok gibi yerleşti. Şikâyetçi de değilim. Ama eninde sonunda böyle bir şeyler yazmak istedim. Barutu ateşleyen fünye vardır, öyle bir şey gerekiyordu. Son dönemde etrafımdaki insanları gözlemleme fırsatım oldu. Onları gözlemleyince aklıma bir dizi hikâye konusu geldi. Oturdum adeta içimi kağıda döktüm.  Yazdığınız aşk hikâyeleri Türkiye"nin dört bir tarafındaki insanlardan seçilmiş... Mesela hikâyelerinizden birinde Doğu"dan gelmiş orta okul mezunu bir gencin hikâyesi var. Karakterlerinizi nasıl seçtiniz? O da bir gözleme dayanıyor. Tatil köylerine gittiğiniz zaman Doğu"dan gelmiş ve birden bire kendini bambaşka bir dünyanın içinde bulan insanlar var. Gidin herhangi bir tatil yöresine, hiç o çevreye ait olmayan Doğu"dan geldikleri belli olan gencecik insanlar çalışıyor. Hepsi çevremizde yaşanan şeyler... O uzaktaki Kürt çocuğu da hem bizim realitemizin bir... Devamı

20 03 2012

Mutlaka görmeniz gereken Türk filmleri

    Başlangıç hep sudur, ben de dörtlemeye “Su” ile başladım "Su", Buket Uzuner’in Kamanlık (Şamanizm) geleneğinden yola çıkarak yazmaya başladığı "Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları" dörtlemesinin ilk kitabı...  Perhan Özcan Her şeyin başlangıcı olduğu için sudan hareket eden Uzuner yola toprak, hava ve ateşle devam edecek. Her şey, gazeteci Defne Kaman’ın ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Komiser Ümit, bir akşam bindiği vapurdan inmediği anlaşılan Defne’nin peşine düşüyor. Derken arkadaşı Sahaf Semahat de ona katılıyor. İkili, Defne’den gelen Kutadgu Bilig (*) şifreleriyle olayı çözmeye çalışırken Defne’nin ninesi Umay Bayülgen de onlara yol gösteriyor. Defne’yi arama yolunda her ikisi de bir değişimden geçiyor. “Su”, Buket Uzuner’in “Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları” dörtlemesinin ilk kitabı. Arkasından Toprak, Hava ve Ateş gelecek. Anadolu kültürüne işlemiş Kamanlık geleneğinden ilham alarak yola koyulmuşsunuz. Araştırma dönemi ne kadarlık bir zamana yayıldı? Neden bir roman değil de dörtleme yazma kararını aldınız?  “Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları” adlı romanı kadim Kamanlık geleneğimizin dört unsurundan esinlenerek bir dörtleme olarak tasarladım. Hayat su ile başlıyor, ben de bu yüzden su ile başladım. Toprak, Hava ve Ateş ile devam edeceğim. Bu romanı yazarken yaptığım ön çalışmalarda, eskiye ait bir çok yeni bilgiyle karşılaştım. Bunlar arasında psikiyatrinin bir dalı olan Psikomitoloji vardı. Psikomitoloji, her toplumun kendi rüya ve hayallerinden, korku ve umutlarından doğan masal ve/ya destanlarının aslında o toplumun psikolojisini y... Devamı

20 03 2012

Türk Sineması'ndan 13 Film/ Alin TAŞÇIYAN

28 Şubat kitapları 28 Şubat sürecinde yaşananlar 15. yılında konuşulmaya devam ediyor. Postmodern darbeyi anlamak için bazı kaynaklar... Son Darbe 28 Şubat  Mehmet Ali Birand Doğan Kitap Türkiye’nin bir kez daha demokrasi sınavına girdiği ve ne yazık ki bir kez daha “sınıfta kaldığı” o tarihi kırılma noktası: 28 Şubat 1997.Kimilerine göre demokrasiye yapılmış balans ayarı, kimilerine göre postmodern darbe... Darbeyi gerçekleştirenler yıllarca susmayı tercih ettiler. Askeri vesayetin tartışıldığı bir ortamda, Türkiye tarihine damgasını vuran sancılı yılların öyküsünü şimdi sadece olayın tanıkları ve mağdurları “Son Darbe: 28 Şubat”ta anlatıyor, yakın tarihimizin bu en sıcak anlarını hafızalarınıza emanet ediyorlar… 28 Şubat: Bir Müdahalenin Güncesi Ali Bayramoğlu İletişim Yayınları 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980... Türkiye’nin "darbeler tarihine", 28 Şubat 1997"de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında açıklanan kararlarla "post-modern darbe" de eklenmişti. Türkiye siyasi tarihine bir dönüm noktası olarak geçen kararlarla, ordu bu kez de demokrasiye "balans ayarı" yapmıştı. Gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu, 28 Şubat, Bir Müdahalenin Güncesi"nde ülkeyi 28 Şubat"a götüren süreci ele alırken, post-modern darbenin de bir analizini yapıyor. Bir müdahale olarak 28 Şubat"ı diğerlerinden ayıran özellikleri, siyasetin seyrine dair kalıcı etkilerini, asker-sivil ilişkileri tarihinde oturtulacağı yeri işleyen Bayramoğlu"nun yazıları, basının sürece yaklaşımını da "içerden" gözlemlerle sunuyor.  28 Şubat"tan Şemdinli"ye Derin... Devamı

20 03 2012

Yeşilçam’dan Beyazcama

  Demiryolu hikâyecilerinin hikâyeleri “Memleket Garları”nı okurken anladım ki kitaba katkıda bulunan yazarların hemen hepsiyle aynı istasyonlarda buluşmuşuz, aynı vagonlardan el sallamışız... Ya da ben öyle hissettim. Memur bir babanın çocuğu olarak söyleyebilirim ki, memleket memleket tayin olan bir ailenin hayatı tren yollarına, trenlere ve garlara değmemiş olamaz. 70’lerden sonra ağalıktan sermayedarlığa terfi eden müteahhitlerin de üstün katkılarıyla birbirinin aynısı çirkin beton tarlalalara dönüşen Anadolu’nun fakir ama gururlu kentlerinin biblolarıydı garlar ve istasyonlar. Halen de öyleler. Bu yapıların sağlamlığı, estetiği, güçlülüğü, çalışanlarının işlerine bağlılığı, örgütlenişleri, kendine has kuralları, hayranlıkla birlikte saygı uyandıran heybeti, kimsesizlere, fakirlere ve delilere kucak açan anaçlığı, özlemleri, hasretleri, kavuşmaları, kısaca başlangıç ve bitişlerin keskinliği ile küçük birer bağımsız ülkeydiler. Bu bağımsızlık duygusunun yarattığı rahatsızlıktan mıdır nedir onlarca yıldır demir yolları hep ikinci, üçüncü plana atılmış, hor görülmüş, küçümsenmiş, “komünist icadı” denmiş ve yıpratılmaya çalışılmıştır. 50’li yıllarda Türk sermayesinin payandası otomotiv sektörünün iktidarı ile demiryolları bu yıpratma kampanyasına maruz kalmış, otobüs, otomobil yüceltilip, statü sembolü haline getirilmiş ve günümüze kadar vahşi bir köpürmeyle dört bir yanımızı sarmıştır.  Son yıllarda yavaş yavaş fark edilmeye başlanan bu hazin paradoks, metroların yapımı, hızlı tren vs. gibi projelerle kırılmaya başladı. Özel... Devamı

20 03 2012

Türk Sineması Tarihi/ sineport.com

    Ah şu bizim Doğu-Batı takıntımız... Bazen bir yazarın ele aldığı bir konu, tüm edebiyatının üzerine çıkar. İşte Besim F. Dellaloğlu “Bir Tanpınar Fetişizmi” kitabında bu durumu analiz ediyor.  Bazı yazar ve şairlerin imgeleri öyle güçlüdür ki edebiyatlarını gölgeler. Mesela Aziz Nesin “Türk insanının yüzde 60’ı aptaldır” sözüyle anımsanır, “Zübük”le ya da mizah edebiyatına getirdiği yeniliklerle veya karakter yaratma becerisi, gözlem yeteneği ile değil. Aslında bir yazar için ne hazin bir durum değil mi! Orhan Pamuk keza... O ünlü “Bir milyon Ermeni...” sözünü söylediğinden beri ne “Kara Kitap”tan, ne de “Benim Adım Kırmızı”nın katmanlı yapısından, roman sanatına getirdiği açılımlardan bahseder, bahsedebilir olduk; varsa yoksa siyaset!  Bence bunun bir diğer örneği de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Onun eserlerinde Doğu ve Batı ya da modern ve gelenek meselesini ele alması onu neredeyse bir ideoloğa dönüştürmüştür. O kadar ki, bu meseleyi ele aldığı “Huzur” romanı, sadece Türkiye değil dünya edebiyatı içinde çok özel bir yeri olan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü gölgelemiş, hatta ezmiştir! Yazık. “Yaz Yağmuru” gibi kısacık ve bir o kadar da yoğun metninden kimseler bahsetmez olmuş, okuyanı tir tir titreten “Abdullah Efendi’nin Rüyaları”nın adı bile bilinmez olmuştur. Varsa yoksa “Huzur” denmiştir! Ama denirken yine edebiyat yerine politikaya vurgu yapılarak.  DOĞULU MU BATILI MI? Özellikle son yıllarda Tanpıpar’ın “Huzur”unun bir çekice dönüşt&... Devamı

20 03 2012

Gülten Kaya: Ahmet Kaya yaşasaydı MHP için konser verirdi

    "Zamansızdı hayatımdaki her şey” Gazeteci-yazar Füsun Saka"nın ilk romanı "Bir Chat Hikâyesi-Zamansız" sıkışıp kaldığı hayatta kimliğini ve özgürlüğünü arayan Efsa"nın hikâyesini anlatıyor.  İ.Hakkı Erkoç Füsun Saka, yirmi yıl boyunca haber dergileri ve gazetelerde haber peşinde koşan ve iz bırakan röportajlar yapan bir gazeteci... Bir yandan da öyküler ve araştırma-inceleme kitapları da yazan bir isim... Şimdi tekrar kitap raflarında Füsun Saka"nın ismini görüyoruz, bu sefer ilk romanıyla... "Bir Chat Hikâyesi-Zamansız"da online yazışmalar üzerinden bir kadının hayatının en mahrem sırlarını bir yabancıya anlatmasını okuyoruz. Askeri darbe, 12 Eylül dönemi işkenceleri, tüketilmiş bir evlilik, sorunlu cinsel ilişkiler, güven vermeyen bir sevgili ve ürkütücü yüzleşmeler.... Kitap, zaman içinde rengini kaybeden Efsa’nın kendi kimlik arayışını ve özgürleşme çabasını anlatırken çift kişilik yataklarda yaşanan yalnızlıklara ve yabancılaşmaya vurgu yapıyor. Yazara göre “Eşitsizliği en iyi yatakta gösterebiliyorsun. Çünkü bütün insanların yapay giysilerinden soyunup kendileri gibi bulunabildiği tek yer orası. Bizim masalarda oturup hoş sohbetler ettiğimiz erkeklerin aslında yatakta kendileri olduğunu ve orada hiç de şahane olmadıklarını, zorunlu ... Devamı

20 03 2012

Türk Sineması/ 1981 - 1990 Dönemi (turksinemasi.com)

1981 72... ...Kaynak : yedincisanat.blogcu.com Devamı

20 03 2012

Taşköprü ve Kastamonu Linkleri

... ...Kaynak : yedincisanat.blogcu.com Devamı

20 03 2012

Türk sinema tarihine kısa bir bakış...

Türk sinema tarihine... ...Kaynak : yedincisanat.blogcu.com Devamı