20 03 2012

Gülten Kaya: Ahmet Kaya yaşasaydı MHP için konser verirdi

 
 
"Zamansızdı hayatımdaki her şey”
Gazeteci-yazar Füsun Saka"nın ilk romanı "Bir Chat Hikâyesi-Zamansız" sıkışıp kaldığı hayatta kimliğini ve özgürlüğünü arayan Efsa"nın hikâyesini anlatıyor. 

İ.Hakkı Erkoç



Füsun Saka, yirmi yıl boyunca haber dergileri ve gazetelerde haber peşinde koşan ve iz bırakan röportajlar yapan bir gazeteci... Bir yandan da öyküler ve araştırma-inceleme kitapları da yazan bir isim... Şimdi tekrar kitap raflarında Füsun Saka"nın ismini görüyoruz, bu sefer ilk romanıyla...
"Bir Chat Hikâyesi-Zamansız"da online yazışmalar üzerinden bir kadının hayatının en mahrem sırlarını bir yabancıya anlatmasını okuyoruz. Askeri darbe, 12 Eylül dönemi işkenceleri, tüketilmiş bir evlilik, sorunlu cinsel ilişkiler, güven vermeyen bir sevgili ve ürkütücü yüzleşmeler....
Kitap, zaman içinde rengini kaybeden Efsa’nın kendi kimlik arayışını ve özgürleşme çabasını anlatırken çift kişilik yataklarda yaşanan yalnızlıklara ve yabancılaşmaya vurgu yapıyor. Yazara göre “Eşitsizliği en iyi yatakta gösterebiliyorsun. Çünkü bütün insanların yapay giysilerinden soyunup kendileri gibi bulunabildiği tek yer orası. Bizim masalarda oturup hoş sohbetler ettiğimiz erkeklerin aslında yatakta kendileri olduğunu ve orada hiç de şahane olmadıklarını, zorunlu da olmadıklarını görüyoruz. Kadınla erkeğin birbirine çok dokunaklı davrandıkları kibar oldukları yerler ilk karşılaşmalar... Sonrasında gerçek ortaya çıkıyor. Tabii ki birlikte yaşadığın süreçte de birçok gerçekle karşılaşıyorsun ama durum yatakta durum net. Çünkü erkekler aslında çok bencil. Ve o bencillik en çok yatakta görülüyor.” 
Efsa, kendisini bir ara istasyondaymış gibi hissediyor. Chat arkadaşı Zamansız’a “Ara istasyonda olmak, orada kalmak belki de en kötüsü. Kendi ruhunla, aklının ara bir noktasında sıkışmak gibi... Ne başlangıç diyebiliriz orası için ne de bitiş. Tam bir arada kalmışlık hali. Bütün iç sıkıntılarının biriktiği bir orta yer. Ara istasyonların, yolun başına mı yoksa sonuna mı yakın olduğuna karar vermek zordur” diye yazıyor. Yazarın ifadesiyle kahramanın gittiği bir yer yok, kalacağı bir yer yok, durabileceği hiçbir yer yok. Çok arada bir yerde. Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğunun bu çaresizlik duygusunu yaşadığını söyleyen yazar, “Araf da diyebilir insanlar buna ama ara istasyon olarak tanımladım o yüzden” diyor.
"Zamansız", yazarın zamanla ilgili bir sorununun olduğunu da ortaya koyuyor. Saka bununla ilgili “Zamanla ilgili kafa yoran biriyim. Aslında zamana inanmasam da karşılaştığım insanların, yaşadığım bir sürü şeyin zamanından önce ya da sonra olduğunu görüyorum. Bu aşk ilişkilerinde de normal hayatta da böyle. Hayatta gerçek bir şeye rastlamak da çok zaman alıyor. Yani hep ileriye doğru ertelenen bir şeyler var ki, zaten romandaki Zamansız’da gerçekte çok rastlanmayacak bir durum ama tam da bu nedenle oraya kondu.” diyor.
"Zamansız", geçmişi sarsıntılı, bugünü sıkıntılı, geleceği belirsiz bir kadının bir yolculuk romanı.... Bu yolculukta daima ara istasyonlarda sarsıcı hesaplaşmalar yaşanırken bir yandan da “Bu ülkede bir kadın için gelecek mümkün mü?” sorusunun yanıtı aranıyor. Saka, kahramanlarının sıkışıp kaldıkları istasyonların haritasını çıkarırken, okuru da bu yolculuğa dahil ediyor. Zamanla oyun oynayan kıvrak kurgusu ve akıcı anlatımıyla “Zamansız”da 180 sayfa su gibi akıp gidiyor.


15.03.2012
Gülten Kaya
Ahmet... ...

 

Kaynak : yedincisanat.blogcu.com

 

36
0
0
Yorum Yaz